Tarkan Tevetoglu

23 Ağustos 2008

Tarkan Tevetoğlu (d. 17 Ekim 1972, Alzey, Almanya), daha çok bilinen adıyla Tarkan, 1991 yılından bu yana yaptığı müzikle yurtiçi ve yurtdışında bir çok başarı elde edip, ödüller kazanmış, 17 milyona yakın plak, kaset, CD ve şarkı satmış Türk pop şarkıcısıdır.

Başarıları nedeniyle Türk basını tarafından Megastar, yabancı basın tarafından Pop’un Prensi olarak nitelendirilmektedir.
Konu başlıkları
[gizle]

* 1 Özgeçmiş
* 2 Kariyer
o 2.1 1991 - 1994: Bir Yıldız Doğuyor
o 2.2 1995 - 2000: Uluslararası Öpücükler
o 2.3 2001 - 2004: Megastar!
o 2.4 2005 - 2008: İngilizce Albüm ve Metamorfoz
* 3 Gelecek Planları
* 4 Diskografi
o 4.1 Son 3 Çalışma
* 5 Dış Kaynaklar
* 6 Dış Bağlantılar
o 6.1 Kişisel Siteler
o 6.2 İlgili Siteler

Özgeçmiş [değiştir]

Tarkan 17 Ekim 1972 yılında Almanya’nın Frankfurt yakınlarındaki Alzey kasabasında doğdu. 6 çocuklu ailenin 5. çocuğu.

Almanyada bir süre yaşadıktan sonra ailesiyle Türkiye’ye dönen Tarkan, liseyi Karamürsel Lisesinde bitirdikten sonra müzik eğitimini Karamürsel Musiki Cemiyeti ve ardından da Üsküdar Musiki Cemiyetinde aldı.[1]

Kariyer [değiştir]

1991 - 1994: Bir Yıldız Doğuyor [değiştir]
İlk Dönem, 1993
İlk Dönem, 1993

Tarkan, yakın arkadaşı Alpay Aydın’la albüm yapmaya karar verdikten kısa süre sonra İstanbul Plak sahibi ve prodüktör Mehmet Söğütoğlu ile tanıştı. İstanbul Plak ile imzaladığı anlaşma sonucunda, Tarkan’ın ilk albümü Yine Sensiz, 1992′nin sonunda Türkiye’de piyasaya sürüldü. Bu albümün çıkış şarkısı olan “Kıl Oldum” çok kısa sürede dinleyenlerin ilgisini çekerek popüler mekanlarda çalınmaya başladı. Albümden çıkan “Kıl Oldum”, “Kimdi”, “Vazgeçemem” ve “Çok Ararsın Beni” gibi dönemin büyük hitleri sayesinde Yine Sensiz adlı albüm 900 binlik satış rakamına ulaştı.[2]

İlk albümün başarısı dönemin önemli bestekarlarının da dikkatini çekmişti. İki yıl aradan sonra Mayıs 1994′te Sezen Aksu ve Ümit Sayın gibi önemli söz yazarlarının katkılarıyla Aacayipsin albümünü çıkaran Tarkan, 2 milyonluk satışla Türk pop müziğinin önemli isimlerinden biri haline geldi. Türkiye çapında bir çok ilke imza atarak, bu albüm ile Türkiye ve Avrupa’da 30′u aşkın konser verdi. Bu konserlerin 25′i, o zamanki adıyla Doritos Panço sponsorluğundaki turne kapsamında, Türkiye’nin farklı illerinde Tarkan’ı yaklaşık on binlerce seyirci ile buluşturan stadyum konserleriydi. Sanatçının kariyerindeki en büyük dönüm noktalarından olan albüm, ilerleyen zamanda 2,5 milyona yakın satıldı.[1]

Aacayipsin, başarısıyla Avrupa’da da sesini duyurmaya başlamış, Tarkan için başlayacak uzun soluklu bir yolun başlangıcı olmuştu.

1995 - 2000: Uluslararası Öpücükler [değiştir]

Tarkan, Aacayipsin’in başarısının hala yankılandığı dönemde, Atlantic Recordsun sahibi ve dünyaca ünlü müzik prodüktörü Ahmet Ertegün’le tanıştı. Ahmet Ertegün, Tarkan’ın dünya çapında İngilizce albüm çıkarıp başarılı olabilecek kapasitede olduğunu söyledi. Tarkan derhal ABD’ye yerleşti ve burada Baruch Kolejinde İngilizce eğitimi almaya başladı. 1995 yılında, Atlantic Recordsun ABD’deki binasında Türk basınının önünde sözleşme imzalandı. Daha sonra hemen stüdyoya girildi ve prodüktör Tommy Farragherla beraber İngilizce şarkılar yazılmaya başlandı. Bu arada Amerikan halkına Tarkan’ı yavaş yavaş tanıtmak için New York’ta Palladium adlı mekanda bir konser düzenlendi.[2] Konser, Türkiye’de Star TV’den canlı yayınlandı. Tarkan’ı tanıtmak için atılan bir diğer adım ise 1999 yılında verdiği CNN röportajıydı. Tarkan, röportajda yaşamından ve İngilizce albüm macerasından bahsetti.[3]

Ancak işler düşünüldüğü gibi kolay değildi. O dönemde İngilizce bilmeyen Tarkan için İngilizce şarkıları düzgün söylemek zordu. Ayrıca prodüktörler ve plak şirketiyle de uyumsuzluklar yaşanıyordu. Bu yüzden İngilizce albüm projesi sık sık rafa kaldırıldı, çeşitli isimlerle, bir çok şehirde kayıtlar yapıldı.

Tarkan, İngilizce albümle ilgilenmeyi bırakıp yeni bir Türkçe albüm hazırlamaya başladı. Yavaş yavaş satışların azaldığı Türk müzik piyasası artık Tarkan’ın albümünü beklemeye başlamıştı. Temmuz 1997′de üçüncü albümü Ölürüm Sana piyasaya çıktı. İlk klip şarkısı olan Sezen Aksu imzalı Şımarık’ın büyük desteğiyle albüm Türkiye’de 4,5 milyona yakın satıp, Türkye’de şu ana kadar en çok satan albümlerden biri oldu.[1] Öyle ki, albüm MÜ-YAP’ın verilerine göre 2003 yılında bile hala yeni bandrol alıyordu.

Tarkan, aynı yıl kendi şirketi HITT Müzik & Prodüksiyon’u kurdu.

1998 yılında Walt Disney’in 35. uzun metrajlı çizgi film’i olan Herkül’ün baş karakterini Türkçe olarak seslendirdi. Filmin müziklerinden Yolumdayım’ı seslendirdi.
Adriana Karembeu’dan World Music Award’u alırken, 1999
Adriana Karembeu’dan World Music Award’u alırken, 1999

Ölürüm Sana’nın elde ettiği büyük başarı, dünyanın en büyük plak şirketlerinden Universal Musicin (o zamanki adıyla PolyGram) Fransa ayağının dikkatini çekti. Yapılan görüşmeler sonunda Tarkan’a Avrupa yolu açıldı ve ilk önce Şımarık teklisi piyasaya sürüldü ve sonuç almakta gecikmedi. Tekli, barındırdığı öpücüklerinin de desteğiyle Fransada 6, Belçikada 2 numara olurken diğer Avrupa ülkelerinde de ilk 20 içinde yer buldu. Bu başarıların da etkisiyle ilerleyen yıllarda Şımarık’ın 10′dan fazla dilde 20′den fazla coverı yapıldı. 2002 yılında Avustralyalı bayan şarkıcı Holly Valance tarafından yapılan Kiss Kiss adlı İngilizce yorum, İngiltere’de 1 numaraya kadar yükseldi. Bu başarılarla beraber Şımarık’ın öpücükleri, artık Tarkan’ın imzası haline gelmişti.

Universal, Şımarık’ın elde ettiği başarının üzerine, içinde Aacayipsin ve Ölürüm Sana albümlerinden seçilen 10 şarkı ve bazı şarkıların yeni düzenlemelerinin yer aldığı Tarkan adlı albümü 1999 yılında Avrupa piyasasına özel olarak yayımladı. Albüm, Avrupa’da elde ettiği büyük başarıların ardından, Amerika ve Asyada da piyasaya çıktı ve özellikle Güney ve Orta Amerika’da Tarkan’a bir çok ödül kazandırırken, yeni bir Tarkan hayran kitlesi de oluşturdu.[1]

Şımarık, Tarkan’a Midem 1999da altın plak kazandırırken; Tarkan albümü, 1999 yılında Tarkan’a “En Çok Satan Orta Doğulu Şarkıcı” dalında World Music Award kazandırdı. Ödül töreninde Şımarık’ı söyleyen Tarkan ayakta alkışlandı. Bu ödüller, Tarkan’ın kariyerindeki en iyi noktalar durumundadır.

Tarkan, ilk uluslararası albümüyle dünya çapında onlarca ülkeyi kapsayan turnesini yaparken Türk basınında Tarkan’ın askere gitmediği, askerliğini kısa süre içinde yapmadığı takdirde vatandaşlıktan çıkartılacağı söylendi. Tam da bu sıralarda 17 Ağustos 1999′da Marmara depremi meydana geldi ve depremde evleri hasar görenlere yardım amacıyla bağış toplamak adına bedelli askerlik yasası çıkartıldı.

Bunun üzerine Tarkan, 14 Ocak 2000 günü depremzedeler yararına bir konser vermek ve ardından 28 günlük askerlik görevini yapmak üzere Türkiye’ye döndü.

2001 - 2004: Megastar! [değiştir]
Megastar Karma Turnesi’nde, 2001
Megastar Karma Turnesi’nde, 2001

Askerlik görevinin ardından yurtdışına giden Tarkan, yeni Türkçe albümünün hazırlıklarına başladı. 2001′in başında Türkiye’ye dönen Tarkan, artık 30′lu yaşlarına giren, olgunlaşmış ve kendini ispat etmiş bir sanatçı haline gelmişti. Basında Tarkan’ın yeni imajının yankıları sürerken, daha önceler yapılmaya başlanan Megastar yakıştırmaları da artmış, kabul görmeye başlamıştı.

2001 yazında söz ve müziği kendisine ait Kuzu Kuzu şarkısını beş değişik düzenlemesiyle müzik marketlere sundu. Bu tekli ayrıca HITT Müzik’ten çıkan ilk ürün olma özelliğini taşıyordu. Kuzu Kuzu, çıktığı ilk gün itibariyle listelerde zirveye yerleşti ve bir tekli için inanılması güç olan 450.000′lik satışa ulaştı.

Kuzu Kuzu’nun ardından Ağustos ayı başında Karma adlı albümünü yayınlandı. Albüm, yine listeleri alt üst edip 2 milyonun üzerinde satışa ulaştı.[1] Bu albümde Sezen Aksu bestesi olmaması, bunun yerine 2 tane Nazan Öncel imzalı şarkı olması basının dikkatini çekmiş, “Tarkan’la Sezen Aksu birbirilerine küs.” dedikoduları çıkmaya başlamıştı.

Aynı yıl ABD’nin en etkin gazetelerinden Washington Post’ta çıkan geniş bir değerlendirmede, Boğaz’ın Prensi Tarkan’ın, Türkiye’nin kültürel ihraç ürünü olduğu ifade edildi. Washington Post, sanatçının dünyanın bir çok ülkesinde listelerde yer aldığını ve 2002 başında bir İngilizce albüm çıkarıp, ardından ABD Turnesi’ne çıkacağını kaydetmişti.

Karma’yla beraber Turkcell Hazır Kartla ülke çapında, Pepsiyle ise dünya çapında sponsorluk anlaşması imzalandı. 2002 yılında Turkcell için 2002 yılı takvimi ve Özgürlük İçimizde teklisi; Pepsi için Hüp ve Bir Oluruz Yolunda teklileri çıkarıldı. Pepsinin sponsorluğu kapsamında, çekilişle seçilen bir grupla beraber 2002 Dünya Kupası’nda Türkiye Milli Futbol Takımına destek için Güney Kore’ye gitti.

2001 ve 2002 yıllarında Karma albümünün turnesi kapsamında yine yurtiçi ve yurtdışında onlarca konserde on binlerce hayranıyla buluştu.

Daha sonra bir süre yine gözlerden kaybolan Tarkan, Haziran 2003′te 1 TSM ve 1 de THM şarkısının bulunduğu Dudu adlı maxi-singleı çıkardı. Dudu, Türkiye’de korsana rağmen 2,5 milyon, Rusya’da ise beklenmedik bir şekilde 1 milyon satış rakamına ulaşıp, o yıl Rusya’da en çok satan yabancı albüm oldu.

Tarkan, 2004′ün başında kendi adını taşıyan parfüm, deodorant ve saç jellerini piyasaya sundu.[4]

Bu kez OPETin sponsorluğunda Dudu turnesi kapsamında verdiği yurtiçi ve yurtdışı konserlerinde yine on binlerle buluşan Tarkan’ın Azerbaycan konserini 60.000′e yakın seyirci izledi.

2005 - 2008: İngilizce Albüm ve Metamorfoz [değiştir]

Son 3 yılda, 10 yıldır devam ettiği İngilizce albüm çalışmalarına yeniden hız veren Tarkan, bu albümü için 3 milyon dolara Aveayla 2 yıllık sponsorluk anlaşması imzaladı.
İlk İngilizce albüm: Come Closer, 2006
İlk İngilizce albüm: Come Closer, 2006

Anlaşma kapsamında 2 reklam filminde oynayan Tarkan, Haziran ayında çıkarılmak üzere Ayrılık Zor adlı şarkıyı yaptı. Tekli, 500.000 kadar satıp 2005′te en çok satan müzik ürünü oldu.

Takvimler 21 Temmuz’u gösterdiğinde Tarkan’ı büyük bir sürpriz bekliyordu. 10 yıldır üzerinde çalıştığı, son 3 yılda hız verdiği İngilizce albümünün 4 şarkısı bilinmeyen kişiler tarafından internet ortamına sızdırılmıştı. Bunun şoku içerisindeki Tarkan ve ekibi derhal, içinde 2 şarkının ve çeşitli düzenlemelerin bulunduğu Bounce (Zıpla) adlı bir tekli hazırlayıp, sonbaharda bunu piyasaya sürdü. İnternetten yüz binlerce kez yüklenen şarkılar aradan zaman geçtiği için çok satamadı ve başarısız olarak kabul gördü.

Mart 2006′da Türkiye’de çıkandan farklı olarak Bounce teklisi, Almanya ve Doğu Avrupa’da piyasaya çıktı. Hemen ardından Nisan’da, yıllardır beklenen 15 şarkılık ilk İngilizce albüm Come Closer (Yaklaş) yine Türkiye, Almanya ve Doğu Avrupa’da satışa sunuldu. Albüm, alışıldık Tarkan müziğinden biraz uzak, daha batılıydı. Bu yüzden daha önceki Tarkan albümleri kadar ilgi görmedi ve korsanın da etkisiyle beklenen satışa ulaşamadı.[1]

Buna rağmen, “Bounce”, “Start The Fire” (Yangını Başlat) ve “Why Don’t We? (Aman Aman)” (Neden Yapmıyoruz?) şarkıları özellikle Rusya, Macaristan ve Almanyada listelerde önemli konumlara yerleşti.
i.Beat emo Tarkan Edition, 2008
i.Beat emo Tarkan Edition, 2008

Albümle beraber Tarkan, bir çok ülkede konserler verirken, yurtdışında televizyon programlarına katıldı, bir çok yayın organına röportajlar verdi. Avusturyada dünyanın en büyük müzik festivallerinden “Danube Island Festival”da “headliner” olarak sahne alıp, Almanyada 2 önemli müzik organizasyonunda şarkı söyledi.

İngilizce albümün beklendiği kadar olay yaratmaması nedeniyle olacak ki Tarkan, yeni bir Türkçe albüm üzerinde çalışmaya başladı. 2007 yılının başından beri çıkışı sürekli ertelenen Metamorfoz adlı albüm en sonunda Aralık’ta piyasaya sürüldü.

Tüm söz ve müziklerde imzasının olduğu bu albümle birlikte Tarkan, müziğini yavaş yavaş alaturkalıktan uzaklaştıracağının sinyallerini verdi. Albümünde daha batılı ritimler ve elektronik ekipmanlar kullandı.[1]

Albümden hemen sonra konserlerine başlayan Tarkan, “2008 Takvimi”nin yanı sıra Alman MP3 çalar üreticisi TrekStor ile anlaşıp “i.Beat emo Tarkan Edition”ı Türkiye’deki Media Marktlarda satışa sundu.[5]

Ağustos 2008′e gelindiğinde Metamorfoz’daki bazı şarkıların yeniden düzenlemelerinin bulunduğu Metamorfoz Remixes albümü piyasaya sürüldü. Albümde dünyaca ünlü DJ Tiestonun da “Pare Pare”ye yaptığı bir remix bulunuyor.

Tarkan son olarak Eylül 2008′de Doğa Derneği ile yaptığı anlaşma sonucu Orhan Gencebay’la beraber kaydettiği “Uyan” adlı şarkıyı sevenleriyle buluşturdu.

İngilizce albümünü yeniden düzenleyen şarkıcı, albüme bir tane de yeni şarkı eklemiştir. Emilio Estefan aracılığıyla tanıştığı Latin süperstar Thalía ile düet yapan şarkıcı dünyaca ünlü yönetmen Dave Meyersa şarkının klibi için teklif götürmüştür.[kaynak belirtilmeli]

Gelecek Planları [değiştir]

Tarkan’ın çıkarması beklenen 2 çalışma bulunuyor:

Bunlardan biri, Come Closer’ın tüm dünyada çıkması için hazırlanan hali. Çalışmaların tamamlandığı söyleniyor. Bu yeni düzenlemede daha da batılı bir müzik olacağı, bazı şarkıların yeni şarkılarla değiştirileceği ve bir çok yabancı şarkıcıyla düetlerin bulunacağı biliniyor.

Bunun dışında Tarkan’ın kendi adını taşıyan günlük giyim ürünleri tasarladığı, bunları da kısa zamanda satışa süreceği alınan duyumlar arasında

Levrek

23 Ağustos 2008

Levrek, Moronidae familyasını oluşturan ılık ve soğuk denizlerde yaşayan balık türleri.

Vücudu füze şeklinde ve derisi iri pullarla örtülü, sırtı kurşuni, karnı gümüşi renktedir. Küçük siyah benekli olduğundan alabalığı andırır. Genç levreklerin sırtları siyah benekli, erginlerin sırtları ise beneksiz veya koyu renktedir. Dillerinin üzerinde de dişleri vardır. Boyları 40-100 cm arasında değişir. Genellikle ağırlıkları 8-10 kg’dır.15 kg’a kadar çıktığı görülmüştür.

Eti yağsız ve çok lezzetlidir. Taze olarak yenir. Türkiye kıyılarında Karadeniz, Marmara ve Akdeniz’de bulunur. Her mevsimde, genellikle de mayıs ortalarından ekim sonuna kadar avlanır. Ağustos ve ekim ayları sırasında ırmak ağızlarında üremeye başladıklarında sürüler halinde toplanırlar. Akdeniz’de mayıs-ağustos ayları arasında ürerler.
Kaya levreği
Kaya levreği

Etçil ve yırtıcıdırlar. En çok karides, küçük balık, yengeç ve kurtçuklarla beslenirler. Izgaradan ziyade, buğulaması ya da tuzda yapılmış olanı olan ” tuzda levrek ” çok daha lezzetli olur.
“http://tr.wikipedia.org/wiki/Levrek”‘dan alındı
Sayfa kategorileri: Moronidae | Türkiye’deki balıklar

Üzüm

23 Ağustos 2008

Üzüm (Vitis) yeryüzünde kültürü yapılan en eski meyve türlerinden birisidir.

Tarihçesi M.Ö. 5000 yılına kadar dayanır. Anavatanı Anadolu’yu da içine alan Küçük Asya denilen, Kafkasya’yı da kapsayan bölgedir. Diğer meyvelerle kıyaslandığında en fazla çeşide sahip olan türlerden biridir. 15.000′nin üzerinde üzüm çeşidi bulunduğu tahmin edilmektedir. Anavatanı Anadolu olan çeşitler 1200′ün üzerindedir. Bu çeşitlerden oluşturulmuş Milli Koleksiyon Bağı Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde bulunmaktadır. Bunların 50-60 kadarının ekonomik üretimi yapılmaktadır.
Konu başlıkları
[gizle]

* 1 Dünya’da Üzüm Üretimi
* 2 Türkiye’de Yetiştirilen Bazı Üzüm Çeşitlerinin Özellikleri
* 3 Ayrıca bakınız
* 4 Dış bağlantılar

Dünya’da Üzüm Üretimi [değiştir]

İtalya, Fransa ve İspanya gibi Akdeniz ülkeleri başta olmak üzere ABD ve Çinde bol miktarda yetiştirilen üzüm, ülkemizde de en çok yetiştirilen meyvelerden birisidir. Türkiye, dünyada üzüm üretimi bakımından Çinden sonra 6. sırada gelmektedir. Türkiye’yi sırasıyla İran ve Arjantin izlemektedir.
Sofralık üzüm
Sofralık üzüm

Türkiye’de Yetiştirilen Bazı Üzüm Çeşitlerinin Özellikleri [değiştir]
Çeşit     Tanenin rengi     Biçimi     Kullanım şekli
Adakarası     Siyah     Yuvarlak     Şaraplık
Aküzüm     Kırmızımsı     Yuvarlak     Sofralık
Bornova misketi     Sarımtrak     Beyzi     Şaraplık
Çavuş     Yeşil-sarımsı     Yuvarlak-beyzi     Sofralık
Çekirdeksiz     Açık sarı     Yuvarlak-beyzi     Sofralık, kurutmalık
Hamburg misketi     Siyah-morumsu     Büyük-beyzi     Sofralık
Horozkarası     Koyu mor     İrice     Sofralık
İrikara     Siyah     İrice     Sofralık
Kadınparmağı     Sarı-yeşil     Çok iri-beyzi     Sofralık, kurutmalık
Kişmiş     Kırmızı     Çok küçük-yuvarlak     Sofralık
Kozak     Yeşilimsi     İri-yuvarlak     Sofralık
Misket     Beyaz     yuvarlak, orta büyüklük     Şaraplık, sofralık
Müşküle     Beyaz-kehribar     Beyzi     Sofralık
Narince     Kirli yeşil     İri beyzi     Sofralık, kurutmalık
Razakı     Sarımsı yeşil     İri beyzi     Sofralık, kurutmalık
Yapıncak     Sarımsı yeşil     Yuvarlak     Sofralık, şaraplık
Yediveren     Siyah-kırmızı     Çok iri-yuvarlak     Sofralık
Kalecik Karası     Siyahımsı kırmızı         Şaraplık
Narince     Siyah     Orta yuvarlak     Şaraplık
Öküzgözü     Siyah         Şaraplık
Boğazkere     Siyah         Şaraplık

Üzüm, üç binden fazla renk ve tadıyla taze ve kuru olarak yiyebileceğimiz en yaygın ve sevilen meyvelerden biri olma özelliğini taşıyor.

Üzümün; anti-oksidan, anti-aging, kan yapımına yardımcı ve kanserden koruyucu etkileri bilinmektedir. Siyah üzüm kabuğunda bulunan ‘Resveratrol’ maddesi, anti-kanserojen ve anti-oksidan olma özelliklerini taşımakta ve beyin hücrelerini korumaktadır. Üzümün çekirdeğindeki diğer bir madde olan ‘Quersetin’ ise, kan yapımına yardımcı olmaktadır. Bu yolla damarların sağlığını da olumlu yönde etkilemektedir.

Üzümün güçlü anti-oksidan özelliği, E vitamininden 50, C vitamininden ise 30 kat daha fazladır. Üzüm şırasında; su (%70-80), karbonhidratlar (%15-25), organik asitler (%0.3-1.5), tanenler (%0.01-0.10), azotlu bileşikler (%0.03-0.17), mineral bileşikler (%0.3-0.5) bulunmaktadır.

Turkcell süper lig başlıyor

23 Ağustos 2008

Futbol Federasyonu`dan yapılan açıklamaya göre, geçen sezonun şampiyonu Fenerbahçe ile ligin yeni ekiplerinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında 10 Ağustos Cuma günü Atatürk Olimpiyat Stadı`nda saat 21.45`de başlayacak karşılaşmayla ligde yeni sezonun perdesi açılıyor.

Sıcak havalar nedeniyle ilk hafta maçları geç saatte başlayacak. Sadece Trabzonspor-Sivassspor maçı 18.45`te başlarken, 3 büyüklerin maçları 21.45`te, diğer maçlar ise 21.00`de oynanacak.

Bu arada, Galatasaray`ın, ilk haftada Çaykur Rizespor ile yapacağı maçı, Ali Sami Yen Stadı`ndaki çim bakım çalışması nedeniyle Atatürk Olimpiyat Stadı`nda oynayacağı bildirildi.

-İLK HAFTA MAÇ PROGRAMI-

Turkcell Süper Lig`de 1. hafta maç programı şöyle:

10 Ağustos Cuma:
21.45 İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Fenerbahçe (Atatürk Olimpiyat)
11 Ağustos Cumartesi:
21.00 Ankaraspor-Ankaragücü (Yenikent ASAŞ)
21.45 Beşiktaş-Konyaspor (BJK İnönü)
12 Ağustos Pazar:
18.45 Trabzonspor-Sivasspor (Hüseyin Avni Aker)
21.00 Gaziantepspor-Kasımpaşa (Kamil Ocak)
21.00 Gençlerbirliği-Gençlerbirliği OFTAŞ Spor (Ankara 19 Mayıs)
21.00 Denizlispor-Bursaspor (Denizli Atatürk)
21.00 Kayserispor-Vestel Manisaspor (Büyükşehir Belediye Atatürk)
21.45 Galatasaray-Çaykur Rizespor (Atatürk Olimpiyat)

Altın Portakal Film Festivali

18 Ağustos 2008

Antalya Altın Portakal Film Festivali, Antalya’da yapılan film festivali.

1950’li yıların ortalarında tarihi Aspendos Tiyatrosu’nda düzenlenmeye başlayan konserler ve tiyatrolar Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin temel taşını oluşturur. Halkın yoğun ilgi gösterdiği ve her yıl yaz aylarında yapılan gösteriler gelenekselleşir ve 60’lı yılların başına kadar bir şenlik havasında süregelir. Şenlik, uzun yıllar “Belediye Tabibi” olarak görev yapan merhum Dr. Avni Tolunay’ın 1963 yılında Belediye Başkanı olmasıyla, sinemayı da bünyesinde alarak “Antalya Altın Portakal Film Festivali”ne dönüşür. Dr. Avni Tolunay önce Antalya için bir amblem arayışı içinde olur ve yörenin simgesi olan portakalı, deniz, tarihsel öğeler ve Venüs heykeliyle bütünleştirir. Portakal sadece amblemin içine girmekle kalmaz, film festivalinin de ismi olur.

1964 yılında güç koşullarla gerçekleştirilen ilk festivale ilgi gerçekten çok büyük olmuştur. Festivalin özdeki misyonu ise “Türk sinema sektörünü maddi manevi desteklemek, Türk film yapımcısını nitelikli yapıtlar üretmeye teşvik ederek; Türk Sineması’nın uluslararası platforma açılmasına zemin hazırlamak” olarak belirlenir. 1964 –1973 yılları arasında bu çizgide devam eden Altın Portakal Film Festivali 1973 yılında Belediye Başkanlığına seçilen Selahattin Tonguç tarafından da devam ettirilir. 1978 yılında Plastik Sanatları da bünyesine alan Festival, bu dalda uluslararası olarak gerçekleştirilir.

1985 yılına kadar Antalya Belediyesi önderliğinde gerçekleşen Festival o yıl, dönemin Belediye Başkanı Yener Ulusoy öncülüğünde kurulan Antalya Kültür Sanat Turizm Vakfı tarafından organize edilmeye başlar. 1985 yılında Festival’e Akdeniz Akdeniz adlı Uluslararası Müzik Yarışmasını da ekleyerek yeni bir boyut katan Yener Ulusoy, Akdeniz ülkelerini kapsayan bu yarışmayı 1985 – 1988 yılları arasında Altın Portakal Film Festivali ile birlikte gerçekleştirir.

1989 – 1994 yılları arasında Belediye Meclis Üyeleri, turizm kuruluşları ve Antalya Ticaret Odası Temsilcilerinden oluşan Festival Yürütme Kurulu adlı platform tarafından organize edilen festival, 1995 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi önderliğinde “Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı” adıyla kurulan Vakıf, Eylül 2002’den beri Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) adıyla hizmet vermektedir. Vakfın Kurucular Kurulu, Antalya’nın iş, politika, medya ve kültür-sanat alanında tanınmış birçok isminin de aralarında bulunduğu 109 kişiden oluşmaktadır.

2005 yılında festival Avrasya Uluslararası Film Festivali adıyla uluslarası filmler için ayrı bir film yarışması başlatmıştır.

Sarımsak

18 Ağustos 2008

Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz  veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu  nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır.  Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.

Bileşim: Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B, C ve E) ve eterli uçucu yağ (alliin, allicin, ajoen) , scordein, selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amino asit olan alliin’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, su buharı veya su karşısında, allil disülfür’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır.

Sarimsak - Büyütmek için TIKLAYINIZEtki ve Kullanılış: Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda  özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki  taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.

Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın  biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir. Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En azından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir. Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürebilir, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.

Bakınız—–> Kokusuz Sarımsak Tableti (Odorless Garlic)

Kullanım Biçimleri:

Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. Bu usare haricen bilhassa saç hastalıklarının (saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.

Sarımsak Sütü: 2-3 diş sarımsak ezilir veya ince kıyılır, 1 su bardağı soğuk süte eklenir ve hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İhtiyaç duyulduğunda 1 bardak taze demlenmiş sarımsak sütü soğutulmadan içilir.

Diğer Doğal Ürünler

Diğer Şifalı Bitkiler

Kokusuz Sarımsak Tabletleri

Referanslar :

1-Vorberg G and Schneider B : Therapy with garlic : Results of a placebo-controlled, double-blind study. Br J Clin Pract 44 (Suppl.69) :7-11, 1990

2-Jain AK, Vargas R,et al. : Can garlic reduce serum lipids? A controlled clinical study. Am J med 94:632-635, 1993

3-Medicana, genel Sağlık Ansiklopedisi, Ana Yayıncılık, İstanbul, 1993

4-Güler Ç. : Güneş Tıp sözlüğü, Güneş Kitabevi, Ankara, 1997

5-Treben M. : Gesundheit aus der Apotheke Gottes, Steyr 1984

6-Eröztürk N. : Bir Yudum Sağlık, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2000

7-Baytop T. : Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1984

8-Lawson LD and Hughes BG: Characterization of the formation of allicin and other thiosulfinates from garlic. Planta Med 58: 345-350, 1992

Ay Tutulması

18 Ağustos 2008

Ay kendi yörüngesinde dolanırken, kimi zaman Dünya’nın gölgesine girer. Buna Ay tutulması denir. Ay tutulması, dolunay zamanında ve ayın düğüm noktalarına yakın olması durumunda meydana gelir. Ay’ın Dünya’nın gölgesine girmesi ile Güneş’ten aldığı parlaklığı kaybetmesi neticesinde görülür. Güneş karşı düğüm noktasında veya ona yakın olmalıdır. Bu şartlar altında Dünya’nın gölgesi Ay’a düşer. Bu 1.360.000 km uzanan gölge konisi ay uzaklığından yaklaşık 8800 km geniştir. Ay saatte 3456 km hareket ettiği için, ortalama Ay tutulmasının zamanı yaklaşık 40 dakika ile bir saat arasında değişir. Ay tutulması, yeryüzünün ayın ufuk çizgisinin üzerinde olduğu herhangi bir bölgesinden gözlenebilir.

Ay’a karşı olan Dünya yüzeyine çarpan güneş ışınları Dünya’nın atmosferi tarafından kırıldığı için, Ay tutulmasında Ay tamamen kaybolmaz. Dünya etrafında kırılan ışıklarda mavi renk yutulduğu ve kırmızı renk yansıtıldığı için, Dünya’nın gölgesi kırmızı renkte görülür. Bu güçsüz ışık kalıntıları görünürlüğü mahalli atmosferik şartlara bağlı olarak Ay’ı tuhaf bir bakır renginde ortaya çıkarır.

Dünya, Ay ve Güneş’in bazı değişik durumları Kısmi Ay Tutulmasını sağlar. Bu durumlarda Ay’ın üzerine Dünya’nın tam gölgesi değil, kısmi gölgesi düşer.

Ay tutulması genellikle yılda iki kere ortaya çıkar. Bazı özel durumlarda ay tutulmasının hiç ortaya çıkmadığı veya üç defa ortaya çıktığı da olabilir

Kenan Doğulu

18 Ağustos 2008

Kenan Doğulu, (d. 31 Mayıs 1974 - İstanbul) müzisyen. Müzisyen Yurdaer Doğulu’nun oğludur.

31 Mayıs 1974′te İstanbul Cihangir’de dünyaya geldi.Beş yaşında iken konservatuarın piyano bölümüne birincilikle girdi. Altı sene piyano bölümünde eğitim aldı, hocası Erkan Alpay’dan flüt, Erdem Sökmen’den gitar dersleri aldı. Bu sırada tiyatro eğitimi, çocuk korosunda solistlik, ritmli sazlar öğrenimini de sürdürdü. Kültür Koleji’nde lise öğrenimini bitirdi.ABD’de, New Hampshire eyaletinde, Hesser College’da “Communication” sertifika programını bitirdi. Ardindan L.A. Musicians Institute’da yüksek öğrenimine başladı. Daha sonra yüksek öğrenimine Türkiye’de, Bilgi Üniversitesi’nde devam etti.

Sanatçının ilk albümü “Yaparım Bilirsin” 1993′te, ikinci albümü “Sımsıkı Sıkı Sıkı” 1995′te,”Kenan Doğulu III” albümü ise 1996 piyasadaki yerini aldı. Aynı yıl Hiç Bana Sordun Mu? isimli bir dizide de oynadı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin simgelerinden olan 10. Yıl Marşı, 29 Ekim 1997 tarihinde Kenan Doğulu tarafından yeniden düzenlendi. 10. Yıl Marşı’nın bu düzenlemesinin de yer aldığı “Kenan Doğulu 3.5″ isimli Maksi Single 1997 yılı içerisinde piyasaya sunuldu.

1999 yılında, Mustafa Kemal Atatürk’e olan saygısını, Gençlik Marşı’nın yeni düzenlemesinin yer aldığı bir Single Albüm ile bir kez daha gösterdi. Aynı yıl “Ben Senin Herşeyinim” isimli albüm piyasaya sunuldu. Ardından iki yıl sessizliğe bürünen sanatçı 2001 yılında “Ex Aşkım” isimli albümü piyasaya çıkardı. 2002 yılında unplugged bir albüm olan “Kenan Doğulu 5.5″ piyasaya çıktı. 2003 yılında “Demedi Deme” isimli albüm çıkardı. 2004 Yılı Temmuz ayında da buçuklu albümlerine Kenan Doğulu 6.5 albümünü çıkararak bir yenisini daha ekledi. Son olarak 2006 yılında da “Festival” isimli albümünü piyasaya sürdü. Albüm 285.000 satarak 2006 yılında satan en çok albümlerden biri oldu.[1] 2007 yılının Ağustos ayında son buçuklu albüm olan 7,5′u yayınladı. 2008′de Turkcell sponsorluğunda “Hayal Kahramanım” isimli maxi single’ını yayınladı.

Yaz mevsimi

18 Ağustos 2008

Yaz, en sıcak mevsimdir. Kuzey yarım kürede günlerin en uzun olduğu günden başlar, gece ve gündüzün eşit olmasına kadar devam eder. Dünya ısıyı depo ettiği için en sıcak günler genellikle yaklaşık iki ay sonra ortaya çıkar. Kuzey yarım kürede 22 Haziran ile 22 Eylül arasında, güney yarım kürede ise 22 Aralık ile 21 Mart arasındadır.

Yaz mevsiminde, tabiatın bütün güzelliklerinden faydalanma imkanı bulunur. İnsanın sağlığına büyük faydası bulunan ve kemiklerin gelişmesi için lazım olan D vitamini, güneş ışınlarından alınır. İnsanın cildine ve bazı hastalıkların şifası olan deniz suyu ve deniz kumundan faydalanılır. Güneş banyoları romatizmalar için çok faydalıdır. Güneşin kuvvetli ışınları birçok hastalıkları yok eder ve iyileştirir. Meyvelerin, sebzelerin ekserisi bu mevsimde yetişir. İnsan gıdasının büyük bir kısmını tutan; buğday, arpa, mısır ve yulaf gibi hububatlar bu mevsimde toplanır ve ambarlanır. Bu mevsimde araziler gelecek ekim dönemine hazırlanır.

Yazın aşırı ve kavurucu sıcaklığından da sakınmak lazımdır. Uzun süre başı açık kalmak, aşırı güneş banyosu yapmak, cilt ve insan sağlığı için çok tehlikelidir. Serinletici içecekler içmede de aşırı gidilmemelidir. Bu mevsimde yiyecek ve içeceklerin yanında giyeceklere de dikkat etmek lazımdır. Yazın ter emici, rutubeti çekici giyecekler tercih edilip, naylon ve buna benzer giyecekler giyilmemelidir. Yaz aynı zamanda yazı yaz anlamındada kullanılır.

Olimpiyat Oyunları

18 Ağustos 2008

Olimpiyat Oyunları[1], veya kısaca Olimpiyatlar[2], dört yılda bir yapılan geniş kapsamlı bir spor organizasyonudur.

Antik şekli Eski Yunan’da yapılan oyunlar Fransız soylusu Pierre Frèdy, Baron de Coubertin tarafından 19. yüzyıl’ın sonlarında modernize edilmiştir.

Olimpiyat Oyunları’nın yaz sporlarını içeren ve daha iyi bilineni olan Yaz Olimpiyatları, 1896′dan beri Dünya Savaşları istisnaları hariç her dört yılda bir yapılagelmiştir. Kış Oyunları ise 1924′te yapılmaya başlanmıştır ve 1994′ten beri Yaz Oyunlarının yapıldığı yıllardan iki sene sonra yapılmaktadır.